Bir gemi
kazasindan sonra bir kimyager,bir fizikçi ve bir iktisatçı birlikte bir issiz
adaya düşmüşler.Bu
arada gemiden birkaç kutu konserve almayi da başarmışlar.Bir
süre sonra karinlari acikmis ve yanlarinda konserve kutularini açacak birşey
bulunmadığını farketmisler.Bunun üzerine bu 3
akıllı kişi, alistiklari mantik yürütme
süreçlerini kullanarak bir çözüm aramaya başlamışlar.Kutulari
ısıtalim demiş kimyager, böylece
patlayarak acilmalarini saglar, icindekileri toparlariz.Fizikci ise, bence
kayalara çarparak parçalamayi denemek daha iyi bir çözüm demiş. Son
sözü ise iktisatçı söylemiş. Sakin olalim demiş,
varsayalim ki elimizde bir konserve açacağı
var.
İşte
iktisat, ürettiği kuramlar dünyası ile gerçek dünya
arasinda kopukluk yaratmış bir bilim dalıdır. Teorileri vardır,
ceteris paribus'tan yola çıkılır. (Yani bir değişken muhakkak sabit tutulur, digerleri değiştirilir,
böylece doğru sonuca varilacagi söylenir. )
Fakat gerçek dünyada olup bitenler hiçbir şeyin
sabit kalmasina müsade etmeyecek kadar hizli ve hep degisirler.
Demek ki
iktisat adina üretilen teoriler "tüm zamanları"
kapsayamayacak kadar dar, " her ekonomi çarki" için uygulanamayacak
kadar pratikten uzak, bir türlü kanunlaşmayan
fikirler olarak kalacaktır. Siz siz olun, bu teorilerin size dayattigi şeylerin
teoriden öte gecmediginin bilincinde olarak,önce manevi dünyaniza indirgeyin,
sonra kendinize özgü şekilde pratiklestirin.Yoksa tüm kişisel
gelişim kitaplarinin size dayattigi
"kendinizi daima mutlu hissedin" tarzi öğütlere
uymak zorunda kalırsınız...