“ Deniz üzümü larvaları dünyaya
geldiklerinde beyinleri vardır. Sahip oldukları şey pek abartılacak bir şey
değildir.Birkaç yüz beyin hücresi ve birkaç sinir ucundan oluşur.Ancak, deniz
üzümünün temel düşünme eylemini gerçekleştirmesine olanak verir. Genç
üzümlerin bir eve ihtiyaçları vardır.Hayatlarının
geri kalanı boyunca amaçsızca suda duramazlar. Bu yüzden bu birkaç nörünun
kılavuzluğunda yüzmeye başlarlar. Hareketler beyni ve sinir sistemi
bağlantılarını güçlendirir. Deniz üzümü gezerken birkaç düzine beyin hücresi
daha geliştirir. Daha sonra da suyun altında bir kaya, bir gemi direği ya da
uyuklayan bir mors balığı bularak kendilerini yapıştırır. Yetişkin deniz
üzümleri yerleşiktir. Hayatlarının geri kalanını tek bir yüzeye yapışık halde,
dalgalarda sallanmak dışında bulundukları noktadan ayrılmayarak geçirirler.
Sonra da beyinleri ölür. Nöron ve sinir sistemi bağlantıları küçülerek
deniz üzümünün ıslak hücreleri tarafından sindirilir. Los Angeles’ta,
California Ünivesitesi fizyoloji bilimleri profesörü olan Dr. Fernando Gomez’ e
göre, hayvanlarda hareketlilik ve beyin fonksiyonları arasında güçlü bir ilişki
vardır. Dr. Gomez, deniz üzümü hareket etmeyi bıraktığında beyne ihtiyacı
kalmadığını belirtiyor.
Bu hikayenin ana fikri, bunun herkesin başına gelebileceği. “
Gretchen
REYNOLDS-İlk 20 Dakika
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder